1. Haberler
  2. Haber
  3. Yazarlar
  4. PERS YOLUN’DA İLK BİREYSEL YÜRÜYÜŞ – 31

PERS YOLUN’DA İLK BİREYSEL YÜRÜYÜŞ – 31

featured
0
Paylaş

Salyağa tarafıysa biraz cabbardı. Anlaşılıyor ki Abdiler yerlerinin korumasını bir şekilde geliştirme durumundayken, cabbar Salyağa tarafına kimse zarar veremiyormuş. Buralar, köylünün evinin önü olup avarlık dediğimiz tarlalardır. Salatalık, domates, biber, turp, pancar, marul gibi gıda ürünlerine, avar denir Kavaközü’nde. Öte yandan her evin önünde olma durumu da yoktur. Olması iyidir ve de mutluluk vericidir. Bilmediğim zamanlardan bildiğim zamanlara Başpınar sularıyla sulanırdı avarlıklar. Devasa kanal köy içinden geçince kanal altında kalanlar, kanaldan sulandılar ama azda olsa bir kısmı kanal üstündeydi. O tarihten sonra Başpınar suları köy içine gelmez olmuş, kanal üstü avarlıklar solmuştu.Salyağa’nın avarlığının suları, Sokak Başı’ndan salınırdı, kanala açılan bir delik savaktan. Bundandır ki kanalın köy içinden geçtiği andan itibaren, Sokağın Başı çamurdan hiç kurtulmadı. Neyse ki bundan daha önceki bir zamanda köyün ana yolu köy girişi, Şırlavık yönünde değişmiş, Sokak işlevini kaybetmeye başlamıştı.
Toprağın derin ve geniş bir şekilde yarılmasına yar denir.Yarların oldukça büyük olanlarınaysa kocayar denir. İki Kocayar vardır Kavaközü’nde. Şu an konumuz olan, köy önünde bulunan Kocayar’dır. Kocayar, sokağın yüz metre kadar aşağısından, çayın içinden gelen sulara, Başpınar sularının karıştığı yerden başlar. Buranın yukarısına Şırlavık’a kadar Çayın İçi denir. Çay kış sularını taşır. Yazları su olmaz. Böyleyken buraya dere denmesi gerekirken, Kavaközülü çay der. Çay’ın kış sularını, Başpınar sularını, Orbuk Boğazı tarafı kış sularını, Kocaçayır’da Kömürcü Çayı’na ulaştırır, Kocayar. Diğer kocayar, Kavaközü köprüsünden Değirmen Boğazına giden yol üzerindedir. Toprağının rengi ak olduğu için buraya Akyar da denir. Akyar, bu çalışmada konumuz değildir.
Sokağın içinden Kocayar’ın üstüyle Çay’dan geçilince iki tarafı kuru, taş duvarla donatılmış Sokak içinden, kırk metre kadar ilerleyip güney yöne saparız. Burada Sokak biter. Buraya kadar doğu yönde ilerlemiştik Sokak’ta. Dönemecin olduğu yerde Lök Dede’nin çardağı vardı, benim çocukluğumdan yakın zamana kadar. Çardak, öncelikli hayvan ahırı anlamında kullanılan bir kelime olup, her türden hayvan barındırmak için inşa edilen yapılardır Kavaközü’nde. Kavaközü daha çok küçükbaş üreticisi olageldiğinden öteden beri çardaklarda daha çok küçükbaş barındığı görülürdü. Lök Dede’nin arılığı, çardağının, güney cephesindeydi. Böylelikle kuzeyin olumsuz iklimlerinden korunan arılar, doğu yönden gelecek olumsuz iklimlerden de hemen üzerinde yükselen, eteğinde bulunduğu Tülütepe, antik adıyla Sibilia ile korunurdu. Lök dedenin adı Mustafa’dır. Mustafa Tekin. Ataları, Lale köyünden gelip Kavaközü köyünü kuranlardan olur kendisi.Kavaközü’nün muhteşem taş ustalarındandır. Köyün ilk çeşmesi Karaçeşme’nin tasarım ve yapı ustasıdır. 1938 yılında yapılan çeşme bir sanat eseri olup, büyük bir kuşatma altına alınmış olarak varlığını devam ettirmeye çalışmaktadır bugün. Lök dedenin öncelerine, vefatından çok sonra, bugün Lale köyünde yaşayanlarına, Pers Yolu yürüyüşlerimizden birinde Lale köyünde bir taş yapı ve sanat eseri olan çeşme başında rastladığımda Lök Dede’yi hemi de her haliyle görmüş gibi olmuş, büyük bir şaşkınlık yaşamıştım. Bir gün önceden Pers Yolu’nda yirmi dört kilometrelik bir yürüyüş yapmıştık. Köyün, bahçeler bölgesinde bulunan çeşmenin üzerine kamp çadırımızı kurmuştuk. Bir elma bahçesiydi burası. Zemin yoncalıktı. Etraf, yenebilecek olgunluğa ulaşmış elma, armut, erik gibi meyvelerle kaplıydı. Su, hemen altımızdaki çeşmeden, gürül gürül akıyordu. Köylüler, akşama doğru olan vakitte, eşekleriyle çeşmeye su almaya geliyorlardı. Köyde elektrikler kesikmiş. Dolayısıyla evlere su şebekesi ile su ulaştırılamıyormuş, ondan. Yoksa köyde su şebekesi var. Öbür sabah, çeşme başında olduğum bir sırada eşeği ve küçük bir kız çocuğu ile bir amca geldi çeşmeye. Ellerindeki küçük, eşeğindeki heybede bulunan büyük bidonlardan anlaşıldığı üzere su için gelmişti oda. Lök dede dedim. Lök Dede’nin soyundan bu amca. Boynunun kısalığına, başının hafiften, sağ omzuna doğru devrikliğine, ses tonuna varıncaya kadar oydu. Epey heyecanlanırken çok da sevinmiştim. Sularını doldururken tanış olduk onunla. Bana tıpatıp Kavaközü gibi gelen Lale’de bir Kavaközülüydü o an için amca. Bana göre adı Lök dede olan. Suları doldurduktan sonrada epeyce bir sohbet ettik. Geçmişten bugüne ve geleceğe uzanan. Bir sel insanoğlu -insan kızı, hiç durmadan akan. Vakti gelince eşeğine bidonlarını yerleştirmesine yardım ettim. Yalnız olmaz. Olur da uğraşmak gerekir.
05 Ocak 2026. Devam edecek.

PERS YOLUN’DA İLK BİREYSEL YÜRÜYÜŞ – 31
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir