1. Haberler
  2. Haber
  3. KETİS BARAJI – 1

KETİS BARAJI – 1

featured
0
Paylaş

2000 YILDIR YAŞAYAN BARAJ

Çocukluğumdan bu yana girdiğim bir kanyondur Kavaközü Kanyonu-Kapızı. Yaklaşık sekiz kilometre uzunluğundadır. Yağlı Yaylası’ndan, antik Punura kentinden almaya başlar sularını. Punura’daki binlerce yıllık koca pınardan.
Yağlı Pınarının güney yönü yaklaşık bir kilometre uzağında göl oluşur kışın. Yağışın iyi olduğu zamanlarda. Çapı yaklaşık iki yüz metre civarında olan. Yazları kurur göl. Gölün güney yönden ortasına çokta yakın gelmeyen bir yerinde bir delik var. Su yaz aylarında buradan akarak kaybolur. Kış boyunca düşen yağış bu deliğin çekiminden çok fazla olunca su tutmaya başlar göl. Şansın varsa ve o zamanlarda orada olabilirseniz gölün güzelliğini yaşarsınız. Birçok defa yaşadım ben. Muhteşem bir oluşum. Hayal bile kurdum. Gölün doğu yönü kenarına gelen mandıra yıkığının olduğu yere bir ev yapsam, bir kano alıp göl zamanlarında üzerinde dolaşsam, dolaşsak diye.
Mandıra yıkığının kalıntıları var bugün. Bina olduğu zamanı hatırlıyorum. Beş yaş civarımda babam, babasına ait bu mandırada Yağlı süt üreticilerinden aldığı sütü peynir yapar, Kavaközü’ndeki ana mandıraya, kaşar peynir üretilmesi için getirirdi. Çukurova Ermeni Krallığı zamanında başlamış Punura’da peynir imalatı. Ahmet Dedem 1930’lu yıllarda Rum ortaklar edinip Kavaközü’nde peynir işi yapmaya başlamadan önce Punura’da başka Rumlar peynir işi yapıyormuş.
Muhteşem antik Punura kentinin güney eteğinde.
Bu gölün suları nere gidiyor diye merak etmiş Kavaközü Köyü köylüleri. Niye Kavaközü? Büyükşehir öncesi idari yapılanma içinde göl ve pınar Kavaközü Köyü sınırları içinde de ondan.
Bir miktar toz boya edinip gölün kuruduğu bir zamanda pınardan gelip doğrudan delikten giden suya dökmüşler. Bu araştırmayı yapma nedenleri burada batan suyun, Koyunyunağı su kaynağına gelip gelmediği meraklarını gidermek. Boyayı dökerken bir grup Kavaközülü de Koyunyunağı’nda yerini alır. Ağırlıklı beklenti boyanın beklenilen yerde Koyunyunağı’nda çıkacağı yönde ve öyle de oluyor.
Bu anlatıyı babam Yunus Nadi İnce’den dinledim. Onun büyükleri zamanında yapılmış. Tarihini bilmiyor olmalı ki tarihinden bahsetmemişti.
İşte bu iki suyu, Yağlı Pınarı ve Koyunyunağı Suyunu, Kavaközü Köyü’nün Koca Pınar ve Yukarı Kömürcü Suyunu Bozyaka Mevki’nde, Başpınar Koyağı sularını Kocaçayır Mevki’nde içine alan Kömürcü Çayı, güçlü bir su olup, Kapızağzı’ndan süzülür. Bu güçlü sudur ki bin yıllarca doldurup içinde bulunduğu çatal vadinin güneydoğu cephesinde bir yarık oluşturup, daha düşük rakımlar yönünde Kavaközü Kapızı’nı oluşturmuş.
İki bin yıl önceki yazılı kaynaklardan biliyoruz ki bugünkü Kavaközü Kapızı’nın içinde bulunduğu bölgenin adı Ketis-Kestel Bölgesi’dir. Yine ilgili araştırmalara göre Ketis Bölgesi’nin metropolisisi yani başşehri Coropissos’dur. Coropissos şehrini kuran halk, Anadolu’nun kayıp halklarından olan Coropisseis Kavmi’dir. Bugün ayakta duran mabetlerinden anlıyoruz ki tek tanrılı dönemin başlaması ile Hristiyanlığı kabul etmiş olmalılar. Mabetlerini, şehrin diğer ana yapılarını doğumdan sonraki 100- 200 yılları aralığında yapmış olmalılar. Bunu kutsal mekânlarda Hristiyanlık inancına işaret eden bir sembolün olmamasından anlıyoruz. Biliyoruz ki Roma laik bir devlet. Dini faaliyetler 400 yılına kadar resmi olarak yasak.
Güçlü bir su alt yapısı ile su ihtiyacını güneyindeki Ketis-Kestel Dağı’ndan alan Ketis Bölgesi Metropolisi Coropissos oldukça kalabalık bir metropol-başkenttir. Kalabalıklığını oluşturan altyapı yani üretim ilişkisi dokumacılıkta önemli rol oynayan kestel ipinin, ham ve mamul madde olarak üretilmesinde önemli bir merkez olmasından almaktadır.
Ketis-Kestel kelimesi maddi kaynağını Ketis Dağı’ndaki yaban keçilerinden alır.
Bildiğimiz gibi insanlık, keçileri evcilleştirip, kıllarından ip yapmayı başarmış, barınma ve örtünmede kullanmıştır. Ketis Bölgesi’nde evcilleşmiş kıl keçilerinin ataları yaban keçilerinin var olma, barınma alanı fiziki yapı elverişliliği ile yine adını keçilerden alan Ketis-Kestel Dağı’dır. Ketis Dağı varlığı ile var ettiği yaban keçilerine atıfla Coropisseis Kavmi diliyle Ketis-Kestel- Dağı adını alırken, bünyesi ve çevresinde yapılan güçlü Ketis-Kestel üretimi ile bölgeye de adını verebilmiştir.
Yine tarihi kaynaklardan biliyoruz ki kestel türü dokuma ürünleri 2000 yıl önce Ketis Bölgesi’nden Anadolu’nun güneyine ve iç bölgelerine Pes Yolu üzerinden güçlü bir şekilde ihraç edilmektedir.
17 Eylül 2024. Devam edecek.

KETİS BARAJI – 1
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir